Muhtemelen haberdarsınız; geçenlerde İngiltere’de yepyeni bir kadın dergisi yayın hayatına ‘Merhaba’ dedi. Derginin ismi, Porter. Modaseverlerin yakından tanıdığı alışveriş sitesi Net-a-porter’in ‘porter’i… “İnternet yayıncılığı öldürüyor” dedikleri bir zamanda, ‘online’cıların beklenmeyen bir manevra yaparak ‘offline’ arenada boy göstermeye karar vermesini dikkat çekici buluyorum. Hele bizde dergilerin art arda kapandığı bir dönemde…

net-porter-magazine-690x488

Burada size “Biz yanlışız, el doğru” demek istemiyorum, öyle olduğunu düşündüğüm epey zaman olsa da… Asıl ilgimi çeken, dergiciliğin şekil değiştirmiş olması. Burada, ya da dünyanın her hangi bir yerinde, eski, benim, bizim bildiğimiz, gördüğümüz dergicilik, yayıncılık yok artık. Bir süredir konuşuluyordu da, işte, Porter benim için bu savların ete kemiğe bürünmüş halidir.

Modanın yanı sıra kültür, sanat, güzellik ve seyahate dair konuların yer aldığı derginin ilk sayısında Julianne Moore ile, Uma Thurman, keza kapakta yer alan Gisele Bündchen ile harika röportajlar yer alıyor. Güzel çekimler, yorumlar, öneriler göz dolduruyor. Derginin Genel Yayın Yönetmenliği’ni bir zamanlar Harpers Bazaar’da görev almış, deneyimli editör Lucy Yeomans yürütüyor.

Öte yandan satışa yönelik bir çok teknik de uygulanıyor dergide. Sadece Net-a-porter ürünleri için değil farklı marka ve ürünlerin de yer aldığı dergide, cep telefonlarına yüklenen aplikasyonlar sayesinde tüm sayfalar ‘scan’ edilebiliyor ve sayfada yer alan ürünlerin marka, satış yeri ve fiyat bilgileri, hatta linkleri okuyucu/kullanıcı ile paylaşılıyor. Sadece haber değil dergide yer alan reklam sayfaları da ‘scan’ etme yöntemiyle okuyucusunu/kullanıcısını markaların web sitelerine yönlendiriyor.

Derginin sahibi ise, günde 6 – 8 milyon arasında değişen kullanıcı sayısıyla internetin dev, lüks mağazası haline gelen Net-a-porter  gibi bir internet devinin yaratıcısı Natalie Massenet. Massenet 13 yıl önce, o zamanki bankacı eşinin yatırımıyla kurduğu Net-a-porter’den önce Tatler isimli dergiyi yaratmış, 2010 yılında da Richemont Grubu’na satmış, girişimciliğini kanıtlamış eski bir dergici. Bir röportajında zaten, daha 2000 yılında, Net-a-porter öncesinde, işe dergiyi kurmakla başlamak istediğini belirtmiş. Basılı bir derginin, en azından bir ay süreyle, sehpaları süsleyecek olmasının markasına süreklilik sağlayacağına inanmasına rağmen, yeterli para ve ekibi olmadığı için, bu fikrini ötelemiş. Şimdi hepsine vakıf olduğundan zaar, bu defa, dergiye ait haberlerden öğrendiğim tabiriyle, ‘shoppable’ (alışverişe müsait diye çevireceğim) sayfaların yer aldığı bir dergi yaratarak eski günlere selam ediyor olmalı. Bu haliyle, yani Net-a-porter olarak online mecrada faaliyet gösterirken, hatta dijitalde ‘Edit’ isminde bir dergiye de sahipken, geleneksel anlayışta, basılı bir sürece giren ilk yayının patronu olması da cabası.

Son proje Porter’ın iki ayda bir yayınlanacağı ve her sayısının 400 bin adet basılarak 60 ülkede satılacağı belirtiliyor. Görünen o ki, iyi derginin her zaman okuyucusu ile buluşacağına inanç her yerde aynı. Burada farklı olan bu ürünün pazarlamacı tarafı kuvvetli kişiler tarafından yaratılmış olması.

Açıkçası ben de dergileri projelendirebilen, bu projeleri çoğaltabilen ve bunları hatasız, kaliteli bir içeriğe dayandırabilen, dahası teknolojiye ayak uydurabilenlerin ayakta kalacağına inanıyorum. Bu yüzden Porter’in gelişimini özellikle izlenmeye değer buluyorum.

Kaynak: PRnewswire.com

2 Thoughts on “DİJİTALDEN DOĞAN GELENEKSEL DERGİ: PORTER

  1. Siteniz gayet güzel olmuş… İçerik olarak kaliteli yayınlar da, devam etmenizi temenni ederiz.. Kolay gelsin..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Post Navigation