allied6

Müttefik/Allied niteliğinden çok başrol oyuncuları Brad Pitt, Marion Cotillard ve tabii ardından gelen ihanet dedikodularıyla konuşuldu. Tamam, beni de filme onlar götürdü ama beklemediğim yerden vuruldum; kostüm ve dekora hayran kaldım.

allied5

Marianne Beausejour rolünde Marion Cotillard gibi şahane bir kadın ve ilk günden itibaren göz bebeğimiz Brad Pitt (Max Vatan rolünde) uğruna, kötü bir film önyargısı ile gidilen sinema salonundan, kostüm ve dekor sayesinde çokça, ‘fena film de değilmiş’ hissi ile çıkan yalnızlardan olmadığımı biliyorum. Daha önce Forrest Gump, Back to The Future/Geleceğe Dönüş serisi gibi filmlerden tanıdığımız Robert Zemeckis, gerçek bir hikâye olduğu da söylenen, 2. Dünya Savaşı sırasında iki ajanın aşkıyla başlayan ve şaşırtıcı şekilde ilerleyen ilişkisini dekor ve kostümle taçlandırmış. Nasıl mı? Haydi biraz filmin bu tarafını irdeleyelim.

allied7

Filmin sanat danışmanlığı Gary Freeman’a ait. Dekorda Everest filminden bilindik Raffaella Giovannetti’nin imzası var. Freeman ve Giovanetti filmin ilk yarısında 1940’ların Kazablankası’ndaki şaşaalı hayatı yeniden canlandırmış. Kazablanka’da değil Kanarya Adası’nda kurulan setlerde… Örneğin filmdeki Almanya Konsolosluğu, Kazablanka’daki İtalyan Konsolosluğu’ndan esinlenilerek yaratılmış. Diğer mekânlarda, mesela kafede, Fransız etkisi bariz bir şekilde görülüyor.

Hikâye ile birlikte mekân, ikinci yarıda neredeyse, İngiltere’ye taşınıyor. Çekimler de Londra’da devam ediyor. Çift evlenip yerleşik bir hayata geçerken bir de çocuk sahibi oluyor. Haliyle Kazablanka’ya oranla daha sıradan diyebileceğim, klasik bir aile evi, dekoru, iş yeri vs. kuruluyor. O sadeliğe rağmen 1940’ların Londra’sı da insanı büyülüyor. Londra zaten doğal bir set, demeyin, her evin görüntüsü için ufak da olsa uğraşmış ekip. Bu dokunuşlar için, kullanılsın ya da arka planda yer alsın, her evin/mekânın sahibinden izin belgesi almak bile bir iş.

Kostümler iki haftada hazırlandı

Filmin kostümlerinde ise kostüm tasarımcısı Joanna Johnston’un imzası var. Daha önce Lincoln, About a Boy, Forrrest Gump, Saving Private Ryan ve The Sixth Sense gibi filmlerle kendini gösteren Johnston, New York Dergisi’nin yani NYMag’in internet yayını TheCut‘taki görüşmesinde ilginç bir detaya dikkat çekiyor. Johnston burada ekibin kostümleri üzerinde çekimlerden sadece iki hafta önce çalışmaya başladığı söylüyor. Belli ki zaman sorun olmamış. Çünkü özellikle Cotillard’ın her giydiği kostüm adeta konuşuyordu. Eski Hollywood filmlerinden esinlenilmiş. Kazablanka da bu filmlerden biri. Yine 40’lar. Gerçi Oscar adayı Johnston her iki oyuncuyu da kahverengi kağıt poşet giydirsen güzel görüneceğini iddia etmiş ama ihtişam, yer yer Fransa, bazen de çöl iklimi etkisi kendini gösteriyor. Özellikle kadınların kostümleri için söylüyorum, hepsini bugün al giy, kimsenin ruhu duymaz. Bilakis gıpta ile seyirlere doyulmaz.

alliad3alliad2

 

 

 

 

 

 

 

 

Sözün özü, Cotillard yine iyiydi. Eh, Brad Pitt bu; en iyi performansını çıkardı diyemem ama her haliyle seyrediliyor. Hikâye zaman zaman ‘yok artık’ dedirtecek kadar inandırıcılıktan uzaklaşıyor. Yine de sıkılmadan iki saat geçirdim. Defalarca ‘elbise çok iyi değil mi’,  ‘sabahlığı gördün mü’, ‘ay dolap çok güzel’, ‘bardaklara bak sen asıl’ gibi gereksiz söylemlerle yanımdakini bayarak… İkilinin aşk dedikodusu da bonus oldu.

Resimler TheCut’dan; illüstrasyon: Jaqueline Bissett.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Post Navigation