Aşağıdaki yazı, resimde de gödüğünüz üzere, Vedat Milor tarafından kaleme alındı ve Milliyet Pazar ‘da yayınlandı. Sn. Milor lezzet duraklarını yazmış, biri de Arnavutköy’de yer alan Antica Locanda.
fotoğraf-2

Türkiye’de 2013’te damağıma ve belleğime kazınan 10 lezzeti yazıyorum bu hafta. Bazıları evlerde bazıları ise lokantalarda karşıma çıktı

Eskiden, benim öğrencilik yıllarımda yerli malları haftası vardı. Yerli malları kullanmaya teşvik edilirdik. Şimdi modernleştik. Artık bu tip kampanyaları modası geçmiş olarak görüyoruz. İşin garip tarafı muhafazakar geçinen kesim ve iktidarların zamanında ülkemiz bir yandan betonlaşıyor, tarihi özelliklerini kaybediyor, diğer yandan da Anadolu’nun lezzetleri unutulurken onların yerini yalancı kebaplar, fast food ve fabrikasyon ürünler alıyor. Eski zanaatkarlar tarihe karışırken özellikle İstanbul dışı mağazalarda sadece Çin’den gelmiş malları buluyorsunuz.
Belki bunun kadar acıklı olan bir durum da sadece mutfak alanında değil, diğer alanlarda da “benchmark” denen kıstaslar koyup nerede ve ne konumda olduğumuzu değerlendirememek. Dışarıdan gelenin en kötüsüne, betona ve fabrikasyon gıdalara teslimiyet ile irrasyonel bir şovenlik birlikte yürüyor. Birbirini tamamlıyorlar.
Gerçekçi bir şekilde, abartmadan ama küçük görüp dudak da bükmeden dünyadaki yerimizi, artıları ve eksileri ile duygusal olmadan tartmak lazım. Ben lezzet alanında artılardan bahsediyorum. Geçen senenin damağıma ve belleğime kazınan 10 lezzeti… Sıralama tamamen rastgele. Birinci diye bir şey yok. Bazıları arasında kıyaslama zaten elma ile armutu karşılaştırmak gibi. Bazıları evlerde bazıları ise lokantalarda karşıma çıktı bu lezzetlerin.

Bu bruschetta’yı bir ay boyunca her öğlen yerim
1- Antica Locanda ve enginarlı bruschetta: Arnavutköy’deki restoranın şefi Giancarlo Talerico şu anda Türkiye’deki en iyi İtalyan şef. Henüz kötü anlamda ticarileşmemiş. İtalyan demek, doğal ve yerli malzemenin iyisini kullanmak demek. Mayalı köy ekmeği, manda sütü peyniri (bizde yapılan mozzarella), adaçayı, çıtır çıtır Ege enginarı yaprağı ve göbeği ile hazırladığı bruschetta’yı her öğlen tek öğün olarak yerim bir ay boyunca. Yanında da Pinot Gris üzümünden bir Alsace şarabı… İtalyan Pinot Grigio da olur.

Devamını oku →

images

Unknown-1

Teknolojinin kaymağını yediğim doğrudur; ama manyağı sayılmam. Her çıkan aletin hele, üzerine, hiç  atlamam. Ama bu başka! Üst resimde gözüken bilekliğin (elmas formundaki kısım ayrıca broş olarak da kullanılıyor) ismi June. Netatmo isimli bir firma tarafından  üretiliyor. Denen o ki, ortasındaki taş görünümlü kısım içinde güneşe karşı sensörler barındırıyor. Dahası, elde edilen bu veriler, senkronize edilen bir iOS aplikasyonu yardımıyla kullanıcıya güneşin yeri, derecesi, nasıl ve ne yardımıyla korunulabileceği hakkında bilgiler veriyor. Sadece bu haliyle bile benim gibi, her yaz güneşten muzdarip biri için bir cevher bu alet. Bir de gayet şık. Ünlü mücevher tasarımcısı Camille Toupet tasarlamış. O sayede sanırım, o, son zamanlarda sıkça görünen, henüz kaba görüntüsünden kurtulamayan, giyilebilir egzersiz cihazlarına ya da kalori, tansiyon veya kalp atışı ölçen aletlere benzemiyor. Firma ‘güneşten korunma koçu’ olarak isimlendirdiği bu şık bilekliği şimdilerde Las Vegas’taki CES Fuarı’nda, 99 dolarlık etiket fiyatı ile sergiliyormuş. Satışına Nisan 2014 itibariyle başlanacakmış. Gözüm yolda!

Kaynak: Luxuo

Son günlerin en çok konuşulan restoranlarından Yeni Lokanta’ya gittim, izlenimlerimi Pudra.com‘a yazdım. Buyurun…

Geç bile kaldım. Geçen mayıs ya da haziran ayıydı, sessiz sedasız kapıları açıldığında. Gündemimiz kalabalıktı o aralar. Ardından araya yaz girdi. Sonra rezervasyon sırası gelmedi. Vesselam Kumbaracı Sokak’ta kapılarını açan Yeni Lokanta & Bar’a henüz gidebildim. Ve ilk fırsatta tekrar gideceğim.”Yeni”, birçoğumuzun Hürriyet Gazetesi’ndeki yazılarından tanıdığı Şef Civan Er’in ilk restoranı. Genç şefin daha önce uzun süren bir Changa deneyimi olduğunu biliyoruz. İstanbul’un parmakla gösterilen restoranlarından Changa’da şefliğe kadar uzanan başarılı bir yolculuk… İşte aynı dönemde imzasını attığı yazılarında verdiği dikkat çekici tarifler meğer bugünlerin ilk sinyallerini veriyormuş. Maraş tarhanalı karnabahar, narlı tahinli tavuk ciğeri ezmesi, kuru vişneli ılık pancar, ceviz ve pekmez soslu ördek, deniz börülcesi kızartması ve tahinli yoğurt… Hepsi ayrı ayrı tanıdık malzemelerle yaratılan farklı yorumlanmış, değişik lezzetler. Tıpkı Yeni’nin menüsünde görebileceğiniz cinsten.

alancha

Geçen yaz en çok özendiğim ve fırsatını bulup da gidemediğim bir restorandı, Alancha. (Hani şu Alaçatı’da, doğal malzemelerle, harika tabaklar yarattıkları söylenilen restoran.) Meğer ben kalkıp gidene kadar, mutfak ekibi İstanbul’a gelmiş. Alancha’nın şefi Kemal Demirasal ve ekibinin geliştirdiği özel menü Mutfak Sanatları Akademisi (MSA) öğrencileri tarafından hazırlanıp sunulmaya başlanmış. Şimdilerde (2 – 8 Aralık arası), Maslak’ta yer alan MSA’nın, yine aynı adresteki restoranı Okulun Mutfağı, Alancha ekibine emanet anlayacağınız. Bu uygulamayı ilk olarak MSA gibi aşçılık eğitiminde iddialı bir kurumun gerçekleştirmesini önemsiyorum. Bir kere, öğrencileri için harika bir tecrübe olacağı aşikar. Üstelik Okulun Mutfağı bence İstanbul’daki en lezzetli ve en güzel sunumlu yemekleri tadabileceğiniz ender mekânlardan biri. Her iki tarafın gücü ile gerçekleşen bu işbirliği ile Okulun Mutfağı’nın yoluna daha da kuvvetli devam edeceğini söylemek zor olmaz. Bir de üzerine MSA’nın, her ne kadar şefin kendisi burada mı, nasıl bir sistem kuruldu, ne kadar Alancha lezzeti yenilebiliyor, henüz test etmesem de, deneyimlemek isteyenler için de bir fırsat yarattığı kanısındayım. Her şeyin yerinde güzel olduğu konusunda hemfikirim ama bazen de imkân bulamıyor insan gitmeye, deneyimlemeye… Londra, Paris iyi güzel de, Tokyo’daki bir restorana misal, ‘Ha’ deyince gitmek öyle kolay değil. Bir de zincir restoran konusu var, biliyorum. Çok sevilenler artık İstanbul’a en azından, geliyorlar. Çok da iyi ediyorlar ama iyi olmayan, o restoranları meşhur eden şeflerin gelmiyor olması veya bir süre sonra ya malzemenin ya da müşterinin farklılıklarından fena sonuçlar çıkması. Hal böyle olunca gerçek aşçısıyla, kendi malzemeleriyle, birer, ikişer haftalığına bu gelip gitmelerin hayatımıza hoşluk katacağına inanıyorum. Eğer teknik olarak mümkün ise önümüzdeki günlerde farklı uygulamaları başka adreslerde göreceğimize de… Kısacası ben geçen yıllarda pıtırcık gibi çoğalan bu ‘pop-up mağaza’ kavramının restoran uygulamasının artmasını diliyorum. Ve açıkçası yemeği alışveriş yapmaktan daha çok seven biri olarak bunun bir an önce gerçekleşmesini diliyorum.

Görsel MSA‘nın web sitesinden alınmıştır.

2013-12Aylık raporlarının sıkı takipçisi olduğum Trendwatching.com, 2014’ün tüketim trendlerini sıralamış. Birçok markanın dikkate almak isteyeceğini düşünerek oradan bir özet geçiyorum. Yalnız bu birebir bir çeviri değil. Konu ilginizi çektiyse, daha detaylı bilgiler ve örnekleri eşliğinde raporun kendisini okumanızı tavsiye ederim.

* İlk trendi ‘Guilt-free Status’ diye tanımlıyor Trendwatching. Diyor ki; tüketicilerin alımlarıyla dünyaya, çevreye ya da kişinin kendisine bir zarar gelmemesi konusunda farkındalığı arttı. Öte yandan tüketime olan bağımlılıkları, koşullanmaları ve  maalesef hoşgörüleri devam ediyor. Yani içinden çıkılmaz bir kısırdöngü. Bu sebeple de ekliyor: Tüketiciye suçluluk duygusunu hissettirmemek gerekiyor.

* İkinci sırayı ‘crowd shaped’ tanımlaması alıyor. Coleman Parkes’in Nisan 2013’te yayınladığı araştırmaya göre tüketicilerin yüzde 57’si nerede olduğunu, en yakın beş Facebook arkadaşını, aile bireyleri hakkında veriler gibi detaylı kişisel bilgilerini daha iyi hizmet ya da finansal geri dönüşüm için kullanmak konusunda istekli. Bu durum, sosyal medya ile, hikayelerle, e-ticaret ya da akıllı telefonların GPS servisi ile, 2014’te daha da artacak deniyor. Buraya kadar bir yenilik yok. Yenilik ise hem bu bilgileri ortaya çıkaran ve paylaşmayı kolaylaştıran bu teknolojilerin aynı anda bir çok yerde -hatta birbirine bağlı- karşımıza çıkacağı hem de tüketicilerin bu konudaki beklentilerinin yükseleceği.

* Üçüncü sırayı ‘Çin için/ile daha yeşil’ tanımlaması almış. Deniyor ki, Çin 2014’te doğa yanlısı tüketimin merkez üssü olacak. Böylece ‘Batılı’ markaların Çin ürünleriyle rekabetlerinde kullandığı doğa dostu kozu da zayıflayacak. Global pazarlarda rekabeti yeniden planlarken küçük ama önemli bir detay.

* ‘Mychiatry’ tanımlaması 4’üncü sıraya yerleşmiş raporda. Burada anlatılmak istenen giyilebilen, kolay kullanılan kişisel sağlık cihazları. Bu pazarın, akıllı saatler ve diğer giyilebilir cihazlar sayesinde büyüyeceği söyleniyor. Sektör şimdiye kadar daha çok fiziksel sağlık ile ilgiliydi, deniyor. Şimdi, bu teknolojiler ruhsal konularda da hizmet verecekmiş. Örneğin, kullanıcılar akıllı telefonlarını yaşam koçu olarak kullanabilecekmiş. Bir örnek de kişilerin ruh halini algılayıp ona göre müzik çalan kulaklıklar olmuş.

* Sırada benim bu yıl markalardan en büyük beklentim olan ‘No Data’ konusu var. Hani, kişisel bilgilerimiz daha iyi hizmet uğruna toplanıyor. İşte, Trendwatching geçen yıl bizleri bu konuda “Markalar tüketicilere değerli bir hizmet vermekle agresif olup onları korkutmak arasında ince bir çizgide yürüyor. Evet, tüketiciler hizmet almayı seviyor ancak izlenmeyi sevmiyor” diyerek uyarmıştı. Yani, markalar 2014’te de bilgi toplarken, bunları kullanırken ve bu bilgileri korurken daha dikkatli olmalı deniyor, kısaca. Hatta raporda konu, ‘2014’te herkese eşit hizmet veriyoruz, bilgileriniz bizde olmasa da’ diyebilecek markalar var mı, sorusu ile kapanıyor.

* ‘The Internet of Caring Things’ yani ‘Nesnelerin İnterneti’ kavramına da yeni yılda daha çok tanık olacağımız söyleniyor raporda. Nesnelerin İnterneti yeni bir kavram. İnternet sayesinde birbirine bağlı, haberleşme ve bilgi paylaşma olanağı sağlayan sisteme deniyor. Cep telefonunuza gelen mesajları görebildiğiniz/kontrol edebildiğiniz elektronik saatler mesela… Raporda bu pazarın 2020’de küresel ekonomiye 1.9 trilyon dolar sağlayacağı bilgisine yer verilmiş. Yenilik ise bu cihazlarda daha ‘caring’ yani kişilere destek sağlayıcı özelliklerin artacağı konusu. Trendwatching’in öngörüsü sağlığa yönelik hatta iyileştirici, kişilerin para biriktirmesine yardımcı, ev işlerini yapabilen ürünlerin artacağı yönünde.

* Son öngörüyü ise ‘Küresel Beyin’ olarak isimlendiriyor Trendwatching. Buna göre, 2014’te tüketim arenası daha global olacak. Yani her gün dünyanın başka bir yerinde icat edilen bir yenilik ile tanışacağız.

Görsel ve yazı: Trendwatching.com

Çağdaş mücevherin Türkiye’deki öncü isimlerinden Ela Cindoruk ve Nazan Pak kendi isimlerini taşıyan markalarının 20’nci yılını kutluyor. Bu vesileyle Pudra.com ikili ile keyifli bir sohbet gerçekleştirmiş, ben de izinlerini alarak röportajı sayfamda paylaşıyorum. Buyurun:

Nazan Pak - Ela Cindoruk&n

Çağdaş mücevherin Türkiye’deki öncü isimlerinden Ela Cindoruk ve Nazan Pak birlikteliklerinin 24’üncü, markalarının ise 20’nci yılını kutluyor. Bundan tam 20 yıl önce, 5 Kasım 1993 tarihinde, açtıkları ‘elacindoruknazanpak Mücevher Galerisi’nin kapısını bu vesileyle çaldık; hem 20’nci yıla özel koleksiyonlarını gördük hem de tasarım serüvenlerini kendilerinden dinledik.

Kafes yüzük serisi copy

DOTS Ailesi

Devamını oku →

Birileri bana küçükken, anneannelerimizin evinde gördüğü, zigon üzeri dantel örtüler gün gelecek dev boyutlara erişecek, renklenecek, üstelik ‘cool’ bir tarz olarak beğeni toplayacak dese, onlara deli diye bakardım. Oysa şimdi, Frankie Magazine‘de görüp, ana kaynağına etsy.com‘da ulaştığım, 500 dolar üzerine fiyatlarla satılan (resimleri de oradan aldım) bu halılara bakıyorum da, hiç de fena değiller hani.

il_570xN.484063362_d1ud

il_570xN.484065134_8rjf

il_570xN.484100985_62r7

Gap_Holiday2013_CyndiLauper_BillyPorter-1024x659

Tonny Benett Artık Türkiye’de de mağazaları bulunan Gap’in, Noel ve yılbaşı öncesi hazırladığı son reklâm kampanyasının bilgi ve görselleri internete düştü. “Make Love” (seviş) mottosuyla, sevgi, umut ve mutluluk vermeyi, yaymayı vurgulayan, göreni gülümseten bu  kampanyayı siz de bir an evvel görün istedim. Kampanyada kimler mi boy gösteriyor? Tonny Bennett, Connie Britton, İsveçli oyuncu Malin Akerman, Sting ve Trudie Styler’ın kızı Mickey Sumner,  Ahna O’Reilly, Harry Belafonte, Waris Ahluwalia, ve, evet VE Cyndi Lauper! Daha ne diyeyim?

Kaynak: PR Newswire

img4-02c890a4-f6de-4f1d-a4b4-1665f31b033a

img2-02c890a4-f6de-4f1d-a4b4-1665f31b033a

Tchibo her hafta yenilenen temaları, modayı kaliteyle bütünleştiren ürünleri ve lezzetli kahveleriyle sevdiğimiz markalardan biri.

Bir Tchibo mağazasına girdiğinizde sizi karşılayan harika bir kahve kokusu duyuyorsunuz. Ürünlere bakmak için sabırsızlansanız bile kahve standının önünden güç bela ayrılıyor ve ürünlere doğru yöneliyorsunuz. Ürünlerin hemen hemen hepsi keyifli renklerde ve tarz ürünler. Üstelik hepsi birbirinden kaliteli ve dayanıklı. Tchibo ürünlerinin kalitesi, alanında uzman kişiler tarafından çok sıkı ve acımasız testlerden geçiyor ve sadece testi geçebilenler satışa sunuluyor.

Gelelim Tchibo’nun bu haftaki temasına; Yağmur Zamanı. Evde battaniye altında bir fincan kahveyle camdan yağmuru izlemek çok zevkli, evet. Ama yağmurda dışarı çıkma özgürlüğü bambaşka bir zevk. Su ve kir geçirmeyen doğayla dost Ecorepel ürünler, su ve kir tutmayan BIONIC FINISH ECO malzemeden kumaşlarla yağmur çamur demeden sokağa çıkmaya hazırsınız!

Yağmur Zamanı temasındaki tüm ürünler birbirinden güzel ama yağmur kıyafetlerinde şıklığından ödün vermeyenlerdenseniz içinizi açacak ve cam önünde “Yağmur yağsa da yağmurluk giysem!” diyerek beklemenize sebep olacak onlarca ürünü bu temada bulabilirsiniz.

Yağmur Kıyafetleri denince akla ilk gelen yağmurluk oluyor tabii. Bele hafif oturan, kırmızı ve lacivert renk seçenekleriyle şık bir yağmurluk arıyorsanız, buldunuz bile! Yağmurluk, çizmesi olmadan bir hiç. Uzun fermuarlı, siyah bir Yağmur Çizmesiyle de kombinasyonunuzu tamamlarsanız, yağmurlu sokaklar birer podyum, siz bir model olup çıktınız demektir.

Yağmur Zamanı temasında bunlardan başka birçok ürün daha bulunuyor. Daha ayrıntılı incelemek için Tchibo.com.tr’ye tıklayıp, keşfe başlayabilirsiniz. Aynı zamanda 444 28 26 numaralı Telefonla Sipariş Hattı’ndan da alışveriş yapabilirsiniz. Şöyle keyifli bir alışveriş yapıp, sonrasında da kahveyle yorgunluk atmak isteyenleri, çalışanlarının yüzünden gülümseme eksik olmayan Tchibo mağazalarına davet ediyor ve ekliyorum yeni temalardan herkesten önce haberdar olmak için Tchibo Facebook (https://www.facebook.com/tchiboturkiye) sayfasını beğenebilirsiniz. Keyifli alışverişler!

Bir bumads advertorial içeriğidir.