alancha

Geçen yaz en çok özendiğim ve fırsatını bulup da gidemediğim bir restorandı, Alancha. (Hani şu Alaçatı’da, doğal malzemelerle, harika tabaklar yarattıkları söylenilen restoran.) Meğer ben kalkıp gidene kadar, mutfak ekibi İstanbul’a gelmiş. Alancha’nın şefi Kemal Demirasal ve ekibinin geliştirdiği özel menü Mutfak Sanatları Akademisi (MSA) öğrencileri tarafından hazırlanıp sunulmaya başlanmış. Şimdilerde (2 – 8 Aralık arası), Maslak’ta yer alan MSA’nın, yine aynı adresteki restoranı Okulun Mutfağı, Alancha ekibine emanet anlayacağınız. Bu uygulamayı ilk olarak MSA gibi aşçılık eğitiminde iddialı bir kurumun gerçekleştirmesini önemsiyorum. Bir kere, öğrencileri için harika bir tecrübe olacağı aşikar. Üstelik Okulun Mutfağı bence İstanbul’daki en lezzetli ve en güzel sunumlu yemekleri tadabileceğiniz ender mekânlardan biri. Her iki tarafın gücü ile gerçekleşen bu işbirliği ile Okulun Mutfağı’nın yoluna daha da kuvvetli devam edeceğini söylemek zor olmaz. Bir de üzerine MSA’nın, her ne kadar şefin kendisi burada mı, nasıl bir sistem kuruldu, ne kadar Alancha lezzeti yenilebiliyor, henüz test etmesem de, deneyimlemek isteyenler için de bir fırsat yarattığı kanısındayım. Her şeyin yerinde güzel olduğu konusunda hemfikirim ama bazen de imkân bulamıyor insan gitmeye, deneyimlemeye… Londra, Paris iyi güzel de, Tokyo’daki bir restorana misal, ‘Ha’ deyince gitmek öyle kolay değil. Bir de zincir restoran konusu var, biliyorum. Çok sevilenler artık İstanbul’a en azından, geliyorlar. Çok da iyi ediyorlar ama iyi olmayan, o restoranları meşhur eden şeflerin gelmiyor olması veya bir süre sonra ya malzemenin ya da müşterinin farklılıklarından fena sonuçlar çıkması. Hal böyle olunca gerçek aşçısıyla, kendi malzemeleriyle, birer, ikişer haftalığına bu gelip gitmelerin hayatımıza hoşluk katacağına inanıyorum. Eğer teknik olarak mümkün ise önümüzdeki günlerde farklı uygulamaları başka adreslerde göreceğimize de… Kısacası ben geçen yıllarda pıtırcık gibi çoğalan bu ‘pop-up mağaza’ kavramının restoran uygulamasının artmasını diliyorum. Ve açıkçası yemeği alışveriş yapmaktan daha çok seven biri olarak bunun bir an önce gerçekleşmesini diliyorum.

Görsel MSA‘nın web sitesinden alınmıştır.

Havayolları bir yandan cazip fiyat önerileriyle karşımıza çıkarken diğer yandan da sürekli daha iyi hizmet vermenin yollarını arıyor. Filmler, oyunlar derken, yepyeni bir uygulama ile yolcuların kalplerini fethetmeye çalışıyorlar. Yeni silahları ise yemek!

Havayolu şirketleri uçuşlarında yemek kalitesini en üst seviyeye çıkarmanın yolunu ünlü şefler ile bulmuş. Ethiad, AirFrance, Qatar, Lufthansa, Singapore ve Delta… Şimdilik bu altı havayolu uçuşlarında popüler mekanların ünlü isimlerini ağırlayarak yolcularına şef yemeği sunuyor.

Bu hizmet yakında özel bölümlerde şef masasına kadar giderse şaşırmam.

Kaynak: Luxuo

ps1

İstanbul’un en beğendiğim restoranlarından, Arnavutköy’de yer alan Antica Locanda’nın sahibi ve şefi Gian Carlo Talerico’nun Vogue.com.tr‘de geçen ay yayınlanan tariflerden biriydi balkabağı reçeli. Balkabağı henüz tezgâhlardan inmeden denedim. Yapımı kolay, görüntüsü güzel… Sadece reçel olarak değil, et ve tavuk yanında sos olarak da kullandım. İşe yarıyor!

“Balkabağı reçeli”

Malzemeler: Kabukları soyulmuş ve küçük küpler halinde doğranmış 1 kg. balkabağı, 400 gr. toz şeker, 1/2 çay kaşığı toz tarçın ve 1 limonun suyu.
Tarif: Balkabağını pişireceğiniz tencereye koyun. Üzerini kapatıp 24 saat buzdolabında bekletin. Ertesi gün buzdolabından çıkardığınız tencereye diğer malzemeleri de ekleyerek pişirin. Arzu edenler içine 2 yemek kaşığı Amaretto/badem likörü de ekleyebilir. Balkabakları iyice yumuşayana kadar reçeliniz kaynasın. Bilirsiniz, reçelin kıvamının en iyi göstergesi, porselen bir tabağa dökülen şurubun yayılmamasıdır. Piştikten sonra reçeli, sterilize edilmiş cam kavanozlara sıcakken dökün. Kapaklarını kapadıktan sonra kavanozları ters çevirerek vakumlayın. Böylece uzun süre kuru ve ışık görmeyen bir yerde muhafaza edebilirsiniz. Kavanozu açtıktan sonra buzdolabında muhafaza etmeyi unutmayın.”