eh10

Hazır yine yolum Miami”ye düştü, bu sefer uzun bir günce hazırlamaya niyetliydim. Ne de olsa abla yerlisiyim, içini dışını iyice belledim. Hem bu sefer ilk kez o kıtanın en son noktası, Florida”nın en alt, uç, artık nasıl tanımlamak isterseniz, yerleşim bölgesi Key West”i de görme fırsatım olacaktı. Zaten ne olduysa orada oldu.

Yazar Ernest Hemingway”in evine girip resimlerini çekince dayanamadım. Günce öncesi araya reklam alıyorum diyelim, bunları hemen paylaşayım istedim. İşte, meşhur “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” romanının yazarı, yazar – gazeteci Ernest Hemingway”in yaşamının son yıllarını geçirdiği evinin -cep telefonu ile çekilmiş- resimleri:

eh1

eh2

eh3

Bu arada, Hemingway Key West”e ilk kez 1928″de gidiyor. Key West konum olarak Küba”nın tam karşı kıyısında yer alıyor. Yazar da zaten -yaşamında çok önemli bir yer tutan- Küba üzerinden Key West”e geçiyor. 1931 yılında da o zamanki eşi Pauline”in amcası Gus bu evi çift için satın alıyor. Ernest ve Pauline 1940 yılında boşanıyor, yine de yazar 1961″deki ölümüne kadar Key West”e gelip gitmeyi sürdürüyor.

eh4

Evi gezince Ernest Hemingway”in kedilere olan düşkünlüğünü bir kez daha anlıyorsunuz. Evin duvarlarını kedili resimler süslüyor. Dahası bahçesinde kedilere özel oyun sahaları, yaşam alanları hatta evin kedilerinin hakedeceği şekilde anılması için mezarlık bile düşünülmüş. Bugün Hemingway Ailesi”nden kimse bu evi kullanmıyor ama kediler hâlâ evlerinde…

eh7

eh6

eh8

Bir süredir motorcu ceketleri, deri pantolonlar, zımbalı botlar falan tekrardan gündemimize alınmıştı. Yaşayan en ünlü modacılardan Karl Lagerfeld akımın adını koymuş ve ortaya ‘Karl Goes Punk’ isimli bir koleksiyon çıkarmış. Koleksiyon bu aralar Karl Lagerfeld mağazalarında ve Net-a-porter‘da görülebiliyor.

379276_ou_pp

 

Kaynak: Pursuitist Resim: Net-a-porter

Biliyorum, kitap listeleri art arda biraz fazla oldu ama bu da David Bowie’nin ‘mutlaka okunması gerekenler’ listesi. Ne yani, kayıtsız mı kalsaydım? Uzatmayacağım, haberin tamamı The Guardian‘da, liste aşağıda!

David Bowie in 1973

David Bowie, 1973. Fotoğraf: Masayoshi Sukita

The Age of American Unreason, Susan Jacoby (2008)
The Brief Wondrous Life of Oscar Wao, Junot Diaz (2007)
The Coast of Utopia (trilogy), Tom Stoppard (2007)
Teenage: The Creation of Youth 1875-1945, Jon Savage (2007)
Fingersmith, Sarah Waters (2002)
The Trial of Henry Kissinger, Christopher Hitchens (2001)
Mr Wilson’s Cabinet of Wonder, Lawrence Weschler (1997)
A People’s Tragedy: The Russian Revolution 1890-1924, Orlando Figes (1997)
The Insult, Rupert Thomson (1996)
Wonder Boys, Michael Chabon (1995) Devamını oku →

music_xmas_gift_guide_2012_6Bakmayın resimde kocaman gözüktüğüne, o kavanozun içinden çıkan el kadar bir hoparlör nihayetinde. O hoparlörden çıkan sese ise şaşırmamak mümkün değil. Yeşil, mavi, gri, pembe bu hoparlörlere bluetooth ile kolayca bağlanıp, 12 saat kadar kesintisiz müzik dinleyebiliyorsunuz.Bu hoparlörler çok güzel de bir hediye aynı zamanda. Alanı eğlendireceği aşikar. Kendimden biliyorum!

Meraklıları mobicom.com.tr‘den klasiğini 139, plus versiyonunu 169 liraya edinebilir.

Tayvan hava yolları şirketlerinden Eva Hava Yolları, Hello Kitty resimleriye giydirilmiş jetini Japonya, Çin, Güney Kore gibi ülkelerin ardından ilk kez aksi istikamete, Los Angeles şehrine de yollamış. Luxuo.com sitesinden alıntıladığım haberin resimlerini de görünce paylaşmadan edemedim. Uçağın dış cephesinin yanı sıra içinde de -gördüğünüz gibi- her bir şey bu konsept etrafında dönüyor. Hayır, tatlı da bir yandan!

EVA-air-plane-Hello-Kitty-600x365

hello-kitty-air-jet

Kaynak: Luxuo.com

Kendimden biliyorum; simetri hastalığı diye bir şey de var gerçekten. Oysa günümüz trendleri -hiç sevmiyorum bu kelimeyi de, işte…- en az oynanmış, en az uğraşılmış olanı öne çıkarıyor. Dergilere, çekimlere bakın, sırf bu yüzden düzen içinde özellikle düzensizlik yaratılıyor, mükemmel görüntüye ufak da olsa bir gölge düşürülüyor. Daha doğalı yakalamak, var olanı bozmadan, olduğu gibi koruyabilmek, gösterebilmek için. Yemeklerde de bu böyle, saç-makyajda da, tasarımda da… Fazla söze gerek yok; zevkine pek güvendiğim bir arkadaşımın evinden, minik kameramla, alelacele aldığım görüntülerle, demek istediğimi göstermeye çalışayım:

IMG_1161

IMG_1159

IMG_1156

Bilmem, anlatabildim mi?

Çok iddialı bir söylemle olsa da listelere olan düşkünlüğümden Buzzfeed tarafından yayınlanan “Hayatınızı değiştirecek 32 kitap” hangileri, paylaşayım istedim. Ben bulabildiklerimin yanına kitapların Türkçe isimlerini ve yayınevlerini ekledim, gerisini size bırakıyorum. Ne de olsa daha okunması gereken çok kitap, az zaman var.

enhanced-buzz-10556-1376603383-18

  1. The Diving Bell and the Butterfly/Jean-Dominique Bauby (Kelebek ve Dalgıç Giysisi-Arion Yayınevi)
  2. Zen and the Art of Motorcycle Maintenance/Robert M. Pirsig 
  3. Cat’s Cradle/Kurt Vonnegut (Kedi Beşiği-April Yayıncılık)
  4. The Curious Incident of the Dog in the Night-Time/Mark Haddon
  5. One Hundred Years of Solitude/Gabriel Garcia Marquez (Yüzyıllık Yanlızlık-Can Yayınları)
  6. Invisible Monsters/Chuck Palahniuk (Görünmez Canavarlar-Ayrıntı Yayınları)
  7. White Oleander/Janet Fitch (Beyaz Zakkum-Epsilon Yayınları)
  8. In Cold Blood/Truman Capote (Soğukkanlılıkla-Sel Yayıncılık)
  9. Middlesex/Jeffrey Eugenides (Middlesex-İnkılâp Kitabevi)
  10. Play It As It Lays/Joan Didon 
  11. Ada, or Ardor/Vladimit Nabokov (Ada ya da Arzu-İletişim Yayınevi)
  12. Beloved/Toni Morrison 
  13. The Absolutely True Diary of a Part-Time Indian/Sherman Alexie 
  14. Push/Sapphire
  15. It/Stephen King 
  16. Under the Banner of Heaven/Jon Krakauer
  17. Me Talk Pretty One Day/David Seders
  18. World War Z/Max Brooks 
  19. The Giver/Lois Lowry (Seçilmiş Kişi-Arkadaş Yayınları)
  20. The Fault in Our Stars/John Green (Aynı Yıldızın Altında-Pegasus Yayınları)
  21. A Brief History of Time/Stephen Hawking 
  22. Sophie’s World/Jostein Gaarder (Sophie’nin Dünyası-Pan Yayıncılık)
  23. Crime and Punishment/Fyodor Dostoevsky (Suç ve Ceza-İş Bankası Kültür Yayınları)
  24. Life of Pi/Yann Martel (Pi’nin Yaşamı-İnkılâp Kitabevi)
  25. Invisible Man/Ralph Ellison (Görülmeyen Adam-Literatür Yayınları)
  26. Joy of Cooking/Irma S. Rombauer – Marion Rombauer Becker 
  27. Catch-22/Josepg Heller (Madde 22-İthaki Yayınları)
  28. The Train/Georges Simenon 
  29. The Artist’s Way/Julia Cameron
  30. The Beautiful & Damned/F. Scott Fitzgerald
  31. Prodigal Summer/Barbara Kingsolver 
  32. Never Let Me Go/Kazuo Ishiguro (Beni Asla Unutma-YKY)                                                                                                                      Kaynak: Buzzfeed

rip-black-square

Baştan söyleyeyim, ben Twitter’da, orada burada yazılan mesajların suya yazılan sözcüklerden ibaret olmadığını düşünenlerdenim. Akmasa damlar misali, bazen bir dışavurum, bazen bir ortaklık, kimi zaman ise uzağında olanlara, bir saniye için bile olsa, değmek için bir  yol. Bakın, neden bunu söylüyorum:

Bir 17 Ağustos’u daha geride bıraktık, malum. Sosyal medyada ‘unutmayalım/unutturmayalım’ mesajları eşliğinde… Bilmem sizin de dikkatinizi çekti mi; tüm mesajların arasına Birgün Gazetesi’nden Cüneyt Cebenoyan’ın (bugün de Milliyet Gazetesi’nde yayınlandı) kaleme aldığı hatıratı karıştı. Herkesin derdi kendine büyüktür, evet de, bazı acılar o kadar büyük ki, kaçarı olmaz, senin de içine işler. İşledi. Bir an için verilen ‘unutmayalım/unuttrmayalım’ mesajları önemini yitirdi. Bencillik biliyorum, ben de ‘unutsun’ mertebesine geçiverdim. Samimiyetle diledim.

“Büyük travmalar yaşamamış insanlar zamanla bazı şeylerin izinin kalmaması gerektiğini sanıyorlar. ‘Aradan bilmem kaç yıl geçmiş, artık bazı şeylerin bir anlamı kalmamış olması gerek’ diye düşünüyorlar. Bazen en yakınındaki insan en anlayışsız ve en acımasız davranan olabiliyor. Oysa, zaman bazen hiçbir şeyi çözmüyor…” sözleri yazara ait, metninden alıntıladım.

Demek ki, kimimiz 1999’un 17 Ağustos gecesini unutmak istediği anlarda dahi unutmuyor. İdeal olan, diğerlerinin bu acılara olabildiğince ortak olması… İşte sosyal medya burada devreye girebilir. Bence yani! Herkes bir şeyleri, öyle eleştiriliyor madem, suya yazsa örneğin, en azından akıllara nakşolur. Becerirsek anlar, hazmeder, çevremize de aktarırız, fena mı? Daha da makbul olan, kim bilir, belki, somut faydalar sağlarız. Sosyal medyadan destan yaratmayı beklediğimden değil ama ben destanların söze yazıldığını unutmadım. Eh öyleyse, yazmaya devam. İster suya, söze, ister Twitter’a… Ama önce akla ve mutlaka gönüle.

Pirelli-vogue-14aug13-Patrick-Demarchelier-3

Artık koleksiyon ürünü haline gelen, meşhur Pirelli Takvimi 2014 yılında 50’nci kez basılıyor. Her yıl olduğu gibi 50’nci yılında da takvimin sayfalarında birbirinden güzel, ünlü süpermodeller yer alıyor.

Takvimin sayfalarını süsleyecek fotoğrafların çekimi New York’ta Patrick Demarchelier ve Peter Lindbergh tarafından gerçekleştirilmiş. Alek Wek, Miranda Kerr, Alessandra Ambrosio, Helena Christensen, Isabeli Fontana ve  Karolina Kurkova ise takvim için poz veren isimler.

Kaynak: Pursuit/StyleWoman/Christopher Parr

Devamını oku →

Havayolları bir yandan cazip fiyat önerileriyle karşımıza çıkarken diğer yandan da sürekli daha iyi hizmet vermenin yollarını arıyor. Filmler, oyunlar derken, yepyeni bir uygulama ile yolcuların kalplerini fethetmeye çalışıyorlar. Yeni silahları ise yemek!

Havayolu şirketleri uçuşlarında yemek kalitesini en üst seviyeye çıkarmanın yolunu ünlü şefler ile bulmuş. Ethiad, AirFrance, Qatar, Lufthansa, Singapore ve Delta… Şimdilik bu altı havayolu uçuşlarında popüler mekanların ünlü isimlerini ağırlayarak yolcularına şef yemeği sunuyor.

Bu hizmet yakında özel bölümlerde şef masasına kadar giderse şaşırmam.

Kaynak: Luxuo